Hz. Muhammed (S.A.V.) ve Mucizeleri

•Kasım 19, 2009 • Yorum Yapın

Açıklama : Şüphesiz Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) en büyük mucizesi Kur’an-ı Kerim’dir. Fakat tarih boyunca Allah’ın (c.c.) O’na (s.a.v.) bahşetmiş olduğu özellikler vesilesi ile görmeye alışık olmadığımız haller kendilerinde meydana gelmiştir. Bütün bunlar Yüce Allah’ın (c.c.) sonsuz kudret sahibi olduğunun ve Rasulünün Hak Peygamber olduğunun nişanesidir.

Tür : Belgesel

Yapım : 2009

Süre : 99:03

Büyüklük : 717 MB

Ebatlar : 624×352 (16:9)

Format : AVI

Linkler :

Rapid Share : Part 1 İNDİRPart 2 İNDİRPart 3 İNDİRPart 4 İNDİR

Osmanlıca Kursu

•Kasım 19, 2009 • Yorum Yapın

PROGRAM | FLASH | 11 BÖLÜM | 12.4 MB | RAR

Link: RAPID-SHARE DOWNLOAD

İslami HD Kalitesinde Masaüstü Resimleri

•Kasım 19, 2009 • Yorum Yapın

Kimyâ-yı Saâdet – İmam-ı Gazali

•Kasım 19, 2009 • Yorum Yapın

TÜRKÇE | PDF | 751 SAYFA | 25.3 MB | RAR

DOWNLOAD LINKS:

RAPID-SHARE DOWNLOAD

Avrupada’ki Camii Fotoğrafları

•Kasım 19, 2009 • Yorum Yapın

2400X1800 – 1024X768 | JPEG | 100 FILES | 90 MB | ZIP

MEGA-UPLOAD DOWNLOAD

RAPID-SHARE DOWNLOAD

Dünyadan Güzel Camii Resimleri

•Kasım 19, 2009 • Yorum Yapın

2400X1800 – 1024X768 | JPEG | 40 FILES | 50 MB | ZIP

MEGA-UPLOAD DOWNLOAD

RAPID-SHARE DOWNLOAD

Zilhiccenin İlk 10 Günü

•Kasım 18, 2009 • 1 Yorum

Muhteşem bir hazine olan ve adeta küçük bir Ramazan gibi ihya edilmesi gereken Zilhicce’nin ilk on günü bu akşam başlıyor. Zilhiccenin ilk on gününü oruç ve ibadetle geçirmek büyük sevaplara vesile oluyor.

Muhteşem bir fırsat: Zilhicce’nin ilk on günü

Ramazanın yarısından sonra başlayan ayrılık hüznü, Kadir Gecesinden sonra artar ve son teravih-son oruçla birlikte zirveye çıkar. Artık rahmet ve mağfiret ayı bitmekte, bire bin verilen geceler veda etmektedir. Maneviyata duyarlı nice mü’min gözyaşı döker, hatta bayramı buruk geçirir.

Şevval ayında tutulan altı oruç acılı yüreklerimizi bir derece teskin eder. Sanki Ramazanın küçük bir uzantısını yaşarız. Kurban Bayramından önceki Zilhicce’nin ilk on günü ise, Ramazandaki bol sevaplı ve çok feyizli ibadetlerden ayrılan mahzun gönüllerimize âdeta bir “teselli armağanı”dır. “Keşke Ramazan biraz uzun olsaydı…” ya da “Ah, Ramazanı hakkıyla ihya edebilseydim…” diye yanan gönüllerimize muhteşem bir fırsattır bu on gece.

Kur’an-ı Kerim’de Fecr Suresinin başında, “On geceye yemin olsun ki…” ifadeleriyle bahsedilen bu on gecenin ne muazzam bir hazine olduğunu ne yazık ki hakkıyla bilemiyoruz. Bazı kaynaklarda bu on gecenin Ramazan’ın son on günü veya Muharrem’in onuncu gününe (Aşure Gününe) kadar olan on gün olduğu kayıtlı olsa da genel görüş ve kabul, bu mübarek on günün Zilhicce ayının ilk on günü olduğudur. Bu seneki takvime göre bu on gün 18-27 Kasım tarihleri arasıdır.

Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır. İşte bu mübarek ayın yukarıda da ifade ettiğimiz birinden onuna kadar olan zaman dilimi “leyâli-i aşere”, yani on mübarek gecedir. 10. gün Kurban Bayramı’nın ilk günüdür.

İşte bu günlerin kıymetini anlatan Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) muhteşem müjdesi:

“Allah’a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce’nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir.” (Tirmizi: Savm, 52; İbn Mace: Sıyam, 39)

Demek ki, bugünlerde tutulan bir oruç, 360 gün oruca bedeldir. Rabbimizin rahmet ve bereketi o kadar coşmaktadır ki, bir günlük oruca bir yıllık oruç sevabı vermektedir. Böyle güzel ve tatlı bir müjdeye ilgisiz kalmak mümkün mü? Bu gecelerin Kadir Gecesine benzetilmesi ise, ayrı bir güzelliktir. Çünkü, Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır ve 83 yıllık ibadete bedeldir.

Yine Efendimizden (s.a.v.) harika bir teşvik cümlesi:

“Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!” (Abd b. Humeyd, Müsned, 1/257)

Tesbih, sübhanellah; tahmid, elhamdülillah; tehlil, lâilâheillâllah; tekbir ise Allahu ekber demektir. Tesbih, tahmid ve tekbirin namazın çekirdekleri hükmünde olduğunu düşünürsek, bugünlerde nafile namazları arttırmanın ne kadar büyük sevap olduğunu anlayabiliriz.

Yukarıdaki hadisi destekleyen şöyle bir rivayet daha vardır: “Günlerden hiçbiri yoktur ki onlarda yapılan bir iş Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan işten daha faziletli ve yüce, Allah’a daha sevimli olsun…” (Tirmizi, Savm: 52; Darimî, Savm: 52)

İbni Abbas’ın şu rivayeti ise, bugünlerdeki ibadetin cihattan bile faziletli olduğunu gösteriyor:

Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:

— Allah katında içinde bulunduğumuz şu günler (Zilhicce’nin ilk on günün)deki salih amelden daha sevimli (salih amelin bulunacağı) başka günler yoktur.

Sahabeler, sordular:

— Yâ Resulallah, Allah yolunda cihad da mı?

Resulullah (s.a.v.) cevap verdi:

— Evet, Allah yolunda cihad da. Meğer ki bir adam canıyla ve malıyla cihada çıkıp da kendisine ait mal ve candan hiçbir şeyi geri getiremez olursa, o başka. (İbni Mâce, Sıyam: 39.İbni Hacer, 5:119)

Buna göre, cihada çıkıp malını feda edip kendisi de şehit olan kimsenin ameli bu on gündeki amelden daha faziletlidir.

Bugünlerde oruç tutup, gündüzünü ve gecelerini de ibadetle geçirmek hem affa, hem de büyük sevaplar elde etmeye vesile olur.

Bu on gün içinde Arefe gününün yeri ise bambaşkadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Arefe günü tutulan oruç hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir senenin ve gelecek senenin günahlarına kefaret olur.” (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 457)

Hz. Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman Arefe günü kardeşi Hz. Aişe’nin (r.a.) huzuruna girdi. Hz. Aişe oruçlu olduğu için hararetten dolayı üzerine su dökülüyordu. Abdurrahman ona:

— Orucunu boz, dedi. Hz. Aişe:

— Resulüllahın (s.a.v.), “Arefe günü oruç tutmak, kendisinden önceki senenin günahlarına kefaret olur” dediğini işittiğim halde iftar mı edeyim, dedi. (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 458)

“Kefaret olur”, günahları örter, affettirir, demektir. Bizim gibi neredeyse bir günah denizinde yüzen ahir zaman Müslümanları için bundan daha büyük bir müjde olabilir mi? İşte af ve mağfiret fırsatı!

Başka bir rivayette ise Hz. Aişe şöyle demiştir:

— Arefe gününün orucu bin gün oruç tutmak gibidir. (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 460)

Demek ki, bir günlük arefe orucu, üç yıllık normal günlerde tutulan oruç sevabına denktir.

Efendimiz, bugünün faziletini şöyle anlatır:

— Arefe günü gelince, Yüce Allah rahmetini saçar. Hiçbir gün o günde olduğu kadar insan cehennemden âzâd olunmaz. Kim Arefe günü gerek dünya ve gerekse âhiret ile ilgili olarak Allâh’tan bir şey isterse, Allâh onun dileğini karşılar.

Yine konuyla ilgili bir hadis şöyledir:

“Arefe gününden daha faziletli bir gün yoktur. Allahü Teâla o gün, yer ehli ile meleklere karşı övünür ve (Arafat’taki hacıları kast ederek) şöyle buyurur:

— Kullarıma bir bakın. Saçları başları dağınık, toz toprak içinde her uzak ilden bana geldiler. Bu halleri ile onlar, rahmetimi ümit etmekteler, azabımdan dahi korkmaktalar. Şahit olunuz, onları bağışladım. Onların yerlerini cennet eyledim.

Melekler derler ki:

— Onların arasında biri var ki; yalancıktan bu işi yapar. Falan kadın da öyle.

Allahü Teâla şöyle buyurur:

— Onları da bağışladım.

Arefe günü olduğu kadar, hiçbir gün cehennemden daha çok azad edilen olmaz.”

Bu arada şunu hatırlatalım: Hadislerde zikredilen Zilhicce’nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce’nin onuncu günü Kurban Bayramının birinci günüdür, bugün oruçlu olmak caiz değildir; ancak o gün de ibadet günüdür. Müstehap olan oruç, Kurban Bayramından önceki ilk dokuz gündür. On geceye ise, Kurban Bayramının gecesi dahildir. Çünkü geceler önce gelmektedir.

Ayrıca Zilhicce’nin sekizinci gününe “terviye günü” dokuzuncusuna “Arefe günü”; Kurban bayramı gününe (onuncu güne) “nahr=kurban günü”, ondan sonraki üç güne de “teşrik günleri” denilmiştir.

Bu on günü hangi ibadetlerle değerlendirmeliyiz?

Her şeyden önce her zaman ve zeminde en vazgeçilmez ibadet olan beş vakit namazı asla ihmal etmemeliyiz. Çünkü, hiçbir nafile ibadet farzların yerini tutamaz. Namazlarda cemaate katılmak için gayret etmeli, daha bir dikkat ve huşu ile eda etmeliyiz. Mümkünse bugünlerde oruç tutup zamanımızı Kur’an, istiğfar, salâvat, zikir ve dua ile geçirmeliyiz. Her zaman yapamayanlar bile hiç değilse bugünlerde kuşluk, evvabin, teheccüt gibi namazları kılmalı, affa nail olmak için çırpınmalıdır.

Hatta affa ve rızaya nail olmayı hedef kabul ederek, bu on günü sanki Ramazanın son on günüymüş gibi geçirmeliyiz. Buna güç yetiremeyenler, hiç değilse arefe gününü ve bir gün öncesini oruçla ve ibadetle geçirmelidirler. On gece içinde, bilhassa terviye, arefe ve bayram gecelerini ihya etmenin özel bir yeri vardır.

Arefe günü bin İhlâs Suresi okumak çok faziletlidir. Çünkü arefe, tevhidin, azamet ve kibriyanın tam hissedilip ilân edildiği gündür. Bunun için Arefe gününün sabah namazında başlayıp bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar 23 vakit farzlardan sonra teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Hatta bu tekbirleri on gün içinde müsait oldukça söylemek büyük sevaptır.

Bugünlerde milyonlarca mü’min haccetmek için mukaddes topraklara gitmiş, kimi Kâbe’yi tavaf ediyor, kimi ağlayarak dua ediyor, kimi Medine’de Ravza-yı Mutahharada gözyaşı döküyor, kimi zikir ve dua ile sa’y ediyor, kimi Makam-ı İbrahim’de gözyaşıyla namaz kılıyor, kimi Mültezem’de af için yalvarıyor… Hepsi kendileri ve mü’minler için af, mağfiret, rıza, tevfik ve hidayet istiyor. Arefe günü ise, hepsi Arafat’a gelmiş, “Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk” sadalarıyla asumanı inletiyor, gözyaşıyla kıldıkları namaz ve ettikleri dua ile Rabbimizin rahmetine sığınıyor.

İşte kendimizi hayalen hacda hissetmek, onları izleyerek kendimizi onların içinde saymak yoluyla manevî bir hâl kazanabiliriz. İnşallah dua ve ibadetlerimizin hacıların yaptıkları ubudiyete dahil olmasını ümit ederek ibadet edelim.

Şunu da unutmayalım ki, hadislerde verilen müjdelere nail olmak için o günleri nicelik ve nitelik olarak en üst seviyede değerlendirmemiz gerekir. Böylece bambaşka bir hâlete bürünür, ibadetin hazzını yaşar, inşallah Kurban bayramına affedilmiş olarak girebiliriz.

On Günlük İhyanın Püf Noktaları

Birçok insan bugünlerin kıymetini bildiği halde günlük işlerin ve ilişkilerin içinde tam bir ihya programı yapamıyor. Ya unutuyor ya dünya işlerine zaman ayırıyor ya da tam istifade edemiyor. Bunun için şu basit, ama etkili tavsiyelere dikkat edin:

1.Zilhicce’nin ilk on gününü ajandanıza veya her gün gördüğünüz bir yere not edin.
2.Bu on gün içinde sizi meşgul edecek misafirlik, yolculuk ve yorucu işlerden uzak durun. Bu tür programları ya öne alın veya erteleyin.
3.Seçici olmadan maç, dizi, haber izlemek gibi boş ve sizi ilgilendirmeyen işlere zaman ayırmaktan her zaman kaçının; bu on günde ise daha bir titiz olun.
4.Bugünlerde sağlığınıza özel bir önem verin ki, ibadet ve zikirden geri kalmayın. Ameliyat ve uzun tedavileri bugünlere denk getirmeyin.
5.Eğer ev hanımı, emekli, yaşlı gibi mesaiye bağlı bir işiniz yoksa bu on günü sanki i’tikafa girmiş gibi dolu dolu geçirin.
6.Öğrenci, memur, işçi gibi belirli bir uğraşınız varsa, mümkün olduğu kadar izin ya da tatil günlerinde oruç ve ibadete ağırlık verin.
7.İş, okul vs. sizi mutlaka meşgul etse bile aralardaki “ölü zamanları” değerlendirin. Bunlardan kastımız, iş ve okula gidip gelirken, teneffüs, sıra bekleme gibi durumlardaki boş zamanlardır. Bu zamanları Kur’an, salavat, dua, istiğfar ve zikirle değerlendirin.
8.Yanınızda sürekli küçük ebatlı bir Kur’an veya bir evrad kitabı taşıyın. Boş zamanlarda birkaç sayfa bile okusanız kârdır.
9.Kur’an okumasını bilmeseniz bile, ezberinizde olan sureleri defalarca okumanız büyük sevaptır.
10.Bu on gecede daha az uykuyla idare edin ve uykunuzu kaçıracak çay, kahve gibi içecekleri daha çok tüketin.
11.On günün tümünde oruçlu olamadıysanız fırsat bulduğunuz gün Cuma’ya denk gelse bile yine oruç tutun. Çünkü, başka günlerde tutmaya imkanı olduğu halde Cuma günü tutmak mekruhtur. Öyle bile olsa, mekruh sevabından biraz eksilir demektir, yoksa hiç tutmayan zaten hiç sevap kazanmamış olur.
12.Zaman kazanmak için bayramlık ve kurbanlık alış verişini önceden yapmaya çalışın.

Rabbim (c.c.) bizlere bu günleri hakkıyla ihyâ etmeyi nasip eylesin..

Selam ve Duâ ile..

Aşk diye diye..

•Kasım 15, 2009 • Yorum Yapın

askdiyediye

Ben Böyle Olmamalıydım

•Kasım 14, 2009 • Yorum Yapın

Hayırlı Cumalar..

•Kasım 13, 2009 • 2 Yorum

Aşk; Yusuf’un Kenanında Saklıdır..

•Kasım 2, 2009 • 2 Yorum

ask_yusufun_kenaninda

Aşk…
Aşk Yusuf’un Kenanında saklıdır.
Yusuf’un kuyusuna inmeden…
çözemezsin…
Aşk denen şeyi…
Yusuf’un kuyusuna saklanmıştır Aşk…
Yakub’un gözlerine bakmadan…
göremezsin…
Aşk denen şeyi…
Yakub’un gözlerine saklanmıştır Aşk…
İnlemeden anlayamazsın Yakup gibi…
Aşkın ne olduğunu…
Malum bir meçhule sarılmaktır Aşk…
Sıkı sıkıya sarılmak…

Uçurumdan düşen insanın sarıldığı bir dal parçası gibi belki de…
O dalı bırakmaktır bazen…
Uçurumun dibinde bekleyen Maşuğa kavuşmak için…
Baktığın her yerde Maşuğu görmek…
Duyduğun her seste O’nu dinlemek…
Söylediğin her şeyi O’nun için yapmaktır Aşk…

Her yönde O’nu görmek…
Her yönde O’na gitmek…
O’nun için gülmek…
O’nun için ağlamak…
Yemek..
İçmek…
Uyumak…

Yakub kadar yakın olmak özlediğine…
Bir o kadar da uzakta bulunmaktır sevdiğine…
İstese dünyaları yıkacak imkana sahip olmak…
Ellerini uzatsan tutacak kudrete sahip olmak…
Nazı geçen olmak…

Ama ellerini uzatmamanın sırrıdır Aşk…
Seslensen ses alacak makama sahip olmak…

Ama hamuş (sus-pus) olup beklemenin adıdır…
Sırrıdır Aşk… Bazen bulmak Yusuf’unu…

Bazense kaybolmak beraberce Kenan ilinde…

Hayırlı Cumalar

•Ekim 30, 2009 • 2 Yorum

Gözümün Nuru

•Ekim 27, 2009 • 1 Yorum

Kalplerimiz Üç Örtü İle Örtülüdür.

•Ekim 26, 2009 • Yorum Yapın

Kalplerimiz üç örtü ile örtülüdür.

Bu örtüler kalkmadığı müddetçe kulun kalbinin Allah’a (c.c.) ulaşamayacağını söyleyen

İbrahim B. Ethem Hz.leri bunları şöyle sıralar:

1- Eldekine sevinmek

2- Kaybedilene üzülmek

3- Övülmeyi sevmek.

Elindekine sevinirsen, hırslı biri olursun.

Hırslı bir kimse ise istediğini alamamış, mahrum kimsedir.

Kaybettiğine üzülürsen, kızan birisi olursun.

Kızan birisi ise azaba yakalanır.

Övgülere sevinirsen, kendini beğeniyorsun demektir.

Kendini beğenmek ise amelleri boşa çıkarır.

Selam ve Duâ ile..

Olurda Bir Namaz Sonrası Bulur mu Beni Ölüm ?

•Ekim 25, 2009 • 1 Yorum

birnamazsonrasiolum

Olurda bir namaz sonrası bulur mu beni ölüm ?

En elzem anımda, en ihlaslı halimle….Affıma vesile olur mu kendimce Nasuh saydığım tövbelerim, şükrünü eda edemeden kıldığım huşusu meçhul secdelerim… Unuttuklarımı unutmamasına karşın kalbimdekileri en iyi bilen Rabbim kurtuluşumu bir namaz sonrası titreyen yüreğime ve günahkar dilimden dökülemeyen uzun hecelere gizler mi.?

Ve…

Bir cuma sonrası bulur mu beni ölüm.?

En elzem anımda , en aşk dolu halimle… Tüm noksanlıklarımı gören,görmeyi beceremediklerimi bilen Rabbim Er – Rahman ismiyle muamele edip bağışlar mı cehennem misali dünya hayatımı… Sonsuz affedici ,merhamet ve kerem sahibi O!..Geri çevirir mi kapısına boynu bükük geleni…?

Ve…

Ellerim semada bulur mu beni ölüm?

En elzem anımda en pişman halimle….Dünyayı kendine zindan bilemeyen kalbim atar mı son kez seccadem üstünde…Veda edemediğim hayallerime bir el sallayacak vakti verir mi ecelim bana ve hızına yetişememe rağmen nasıl geçtiğini de anlamadığım zaman son dakikalarını kurban eder mi benim ölümüme…?

Ve…

Bir İstanbul akşamı bulur mu beni ölüm..?

Namaza durmuşken tüm azalarım sonlanır mı sonu gelmeyen isteklerim,şikayetlerim…Yüzüm kıbleye dönük,kapanır mı gözlerim… Ahrete dair düşlerim… O’nu anlatamayan kelimelerim… Gerçekleştirilmeyi bekleyen amellerim küskünken bana ve gönlüm hasretken bahara ,daha kaç kez yağmurda ıslanır,daha kaç sonbaharda sonu bekler yüreğim?

Ve…

Medine yollarında bulur mu beni ölüm?

En elzem anımda,en özlem dolu halimle… Huzuruna çıkmaya yokken yüzüm ve şefaatine muhtaçlığım olsa da hüznüm… boş yaşanmışlıklar yakarken içimi,kavrulur mu tüm günahlarım yüreğimdeki ateşte!.Tüm yoldaşlarımla yollarımı ayıran ,hayatla bağımı koparan Rabbim yanışlarımı , gözyaşlarımı Rahmet yağmurlarına dönüştürür mü o büyük gün?

Ve…

Hayırla sonlanan yaşamlar durağında bulur mu beni ölüm?

Zaman atım bu durağa vardığında arkamda bıraktıklarım ağlar mı ardımdan…Ellerim,bedenim,sahiplenmişliklerim şahidim olurken kaçamadıklarım ,sığdıramadıklarım,düşünemediklerim defterimin yönünü değiştirir mi ?Binlerce soruyla savaşırken beynim ve ”ölüm var” demeye alışkınken dilim ,bir tebessümle sonlanır mı dünya hayatım… Huzur ikliminin tadına varıp, dolar mı sevinçle yüreğim….

Ve…

Evet…

Bir gün beni de bulacak ölüm… belki en elzem anımda belki en ummadığım anda…”inna lillahi ve inna ileyhi raciun” benim arkamdan söylenecek bir gün… işitemediğim sala benim ölümümü duyuracak… Güneş bensiz bir sabaha doğacak,rüzgar benim olmadığım kentte esecek,hissetmeyecek tabiat yokluğumu, bensiz geçecek her gün… Ruhum Fatihalar arayacak,hatırlanmak isteyecek…. ölüm beni de bulacak bir gün… O dem ki perdeler kalkar perdeler iner…Azrail hoş geldin diyebilmektir hüner…Ölüm güzel şey budur perde ardından haber, güzel olmasaydı hiç ölür müydü Peygamber ((S.A.V).)…(N.f.k) üstadın sözleri gibi korkusuzca bekleyecek miyim ölümü? Amellerim yetecek mi, istediğim başlangıçlara… Özlemişken…  Çok özlemişken…  Ellerim uzanacak mı tertemiz baki hayatıma…

Beklenen gün üzerine kutsal saydığım Çilem!

Yetişecek misin imdadıma?

Bil işte ne umutlar bağladım, benliğimden geçipte geldim ben sana…!