İlahi Ente Maksûdî Ve Rızâke Matlubî

•Aralık 9, 2011 • Yorum yapın

(Ey Allah’ım (c.c.), yegâne maksad ve gayem Sen’sin, Sen’den tek istediğim, Sen’in rızândır. Benden memnun ve râzı olmaklığındır.)

Cebrail’e can olanların kıblesi sidre, karna kul olanların kıblesi sofradır..
Arifin kıblesi vuslat nuru; filozofun kıblesi hayaldir..
Zahidin kıblesi Allah (c.c.), tamahkârın kıblesi ise altın kesesidir..
Manâya yönelenlerin kıblesi sabır, görüntüye tapanların kıblesi bedendir..
Batın alemine kanat açmak dileyenlerin kıblesi Allah (c.c.)..
Zahir’de kalanların kıblesi güzel kadın yüzüdür..

AŞURA GÜNÜ VE GECESİNDE YAPILACAK İBADETLER, FAZİLETLİ AMELLER

•Aralık 4, 2011 • Yorum yapın

“Şehrullahi’l-Muharrem” olarak meşhur olan, yani “Allah’ın (c.c.) ayı Muharrem” olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.

Allah’ın (c.c.) ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah’ın (c.c.) rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamber Efendimiz (S.A.V.) tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.

Âşura Günü ise Muharrem’in 10. günüdür. (05 ARALIK 2011 PAZARTESİ) Âşura Gününün Allah (c.c.) katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.

1. Allah (c.c.), Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

Aşura günü yapılacak olan faziletli amellerin bir kısmını âlimler şu şekilde zikretmişlerdir:

Aşura Günü Oruç Tutmak:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)şöyle buyurmuşlardır: “Aşura günü oruç tutmak, bir yıllık günaha keffarettir.”

Evvelki takvalı ve salih Müslümanlar, büyük sevaplar elde etmek niyetiyle Aşura günü çocuklarına dahi yemek yedirmezlerdi ki, manen oruçlu sayılsınlar.

Rasulullah Efendimiz (s.a.v.)Aşura günü akşama kadar yemek istemesinler ve oruçlu sayılsınlar diye çocukların ağzına mübarek tükürüklerini sürerlerdi. Anne ve babaların dahi çocuklarının bu sevaplarından payları vardır. Aşura günü hayvanların bile yavrularını emzirmedikleri rivayet olunur.

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.anhüma) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Aşura günü oruç tutunuz ve o hususta Yahudilere muhalefet edin. (Binaenaleyh) Aşura’dan bir gün önce veya bir gün sonrada oruç tutunuz.”[1]

Bu hadis-i şeriften de anlaşılacağı üzere, sadece Aşura günü oruç tutmak mekruhtur.[2]Aşura günü orucunu tutarken evla olan, Yahudilere benzememek için o günü ya bir gün öncesi ile beraber tutmak, ya da bir gün sonrası ile beraber tutmaktır.

Hazreti İbn-i Abbas (r.anhüma) buyurdu ki: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medine-i Münevvere’ye geldiği zaman Yahudilerin oruç tuttuğunu gördü ve onlara bu orucu tutmalarının sebebini sordu. Yahudiler: ‘Bu gün (Aşura günü), Allahü Teâlâ’nın (c.c.) kendisinde Hazreti Musa’ya (a.s.) ve İsrailoğullarına Firavun’a yardım ettiği (ve onun zulmünden kurtardığı) bir gündür. Biz de bu sebepten dolayı bu güne tazim ederek bu günü oruçlu geçiriyoruz.’

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ‘Biz Hazreti Musa’ya (a.s.) daha layığız (yani onun yardım gördüğü güne tazim için oruç tutmaya daha layığız)’ buyurdu ve ashabına Aşura günü oruç tutmalarını emretti.”[3]

Hazreti İbn-i Abbas (r.anhüma) buyurdu ki: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Aşura günü oruç tuttu ve o günde oruç tutulmasını ashabına emretti. Sahabeler bunun üzerine dediler ki: ‘Ey Allah’ın Rasulü (s.a.v.)! Bu güne Yahudiler ve Hıristiyanlar da tazim etmektedirler (ve bu günde oruç tutmaktadırlar).’ Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: ‘Gelecek sene inşaallah Muharrem ayının dokuzuncu gününü de oruçlu olarak geçiririz.’ Ancak ertesi seneye kalmadan Rasulullah (s.a.v.) vefat ettiler.”[4]

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.anhüma) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Her kim Muharrem ayında Aşura gününü oruçlu olarak geçirirse o kimseye on bin melek sevabı verilir. Her kim Muharrem ayının Aşura günü oruç tutarsa o kimseye on bin şehit sevabı verilir. Ve yine bu kimseye on bin kere (nafile) hac etmiş ve on bin kere (nafile) umre etmiş kimsenin sevabı verilir.”[5]

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.anhüma) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Bir kimse Aşura günü oruç tutar ise, Allahü Teâlâ (c.c.) o kimse için altmış sene boyunca oruç tutmuş ve namaz kılmış kimsenin sevabı gibi sevap yazar. Her kim Aşura günü oruç tutar ise o kimseye bin şehit sevabı verilir. Bir kimse Aşura günü oruç tutar ise Allahü Teâlâ (c.c.) o kimseye yedi kat semadakilerin sevabı kadar sevap yazar.”[6]

Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Allahü Teâlâ (c.c.) İsrailoğullarına senede bir gün oruç tutmayı farz kıldı ki, o gün de Muharrem ayının onuncu günü olan Aşura günüdür. O gün sizler de oruçlu olunuz.

Her kim Aşura gününde oruç tutarsa, bu oruç o kimsenin kırk senelik günahına kefaret olur.

Bir kimse Aşura gecesini ihya eder ve oruçlu olarak sabahlayarak o günü oruçlu geçirirse, o kimse öldüğünü anlamadan(ölüm acısını hissetmeden) ölür.”[7]

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: “Her kim Aşura günü oruç tutarsa, o kimseye bin (nafile) hac ve umre sevabı verilir. Kendisine bin şehidin sevabı verilir. O kimseye doğu ile batı arasında olanların sevabı kadar sevap yazılır. Hazreti İsmail’in (a.s.) neslinden bin köleyi azat etmiş gibi olur. O kimse için cennette yetmiş bin köşk yazılır (inşa edilir) ve Allahü Teâlâ (c.c.) o kimsenin cesedine (bedenine) cehennem ateşini haram eder.”[8]

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki: “Her kim Aşura gününü oruçlu olarak geçirirse o kimseye on bin melek sevabı verilir. Her kim de Aşura günü bin kere İhlâs Suresini okursa Allahü Teâlâ (c.c.) o kimseye rahmeti ile tecelli eder ve o kimseyi sıdıklardan yazar.”[9]

Aşura Günü Fakirlere Tasaddukta Bulunmak:

Peygamber Efendimiz (s.a.c.)buyurmuşlardır ki: “Kim, Aşura günü zerre kadar bir sadaka verirse, Allahü Teâlâ (c.c.)ona Uhud dağı kadar sevab verir. O sevabı da kıyamet günü mizanda yer alır.”[10]

Aşura Günü Zikir Meclisinde Bulunmak:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)buyurmuşlardır ki: “Kim Aşura günü bir âlimin bulunduğu meclise yahut Allahü Teâlâ’nın (c.c.)zikredildiği bir yere gelip onlarla beraber bir saat oturursa (ve zikirle meşgul olsa), Allahü Teâlâ’nın (c.c.)o kimseyi cennete koyması bir hak olur.”[11]

Aşura Günü Selam Vermek:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)buyurmuşlardır ki: “Kim, Aşura günü Müslümanlardan on kişiye selam verirse, bütün mü’minlere selam vermiş gibi olur.”[12]

Aşura Günü İnsanlara İkramda Bulunmak:

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.anhüma) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse, Aşura gecesi oruç tutmakta olan bir mü’mine iftar ettirirse, Ümmet-i Muhammed’in (s.a.v.) tümüne iftar ziyafeti vermiş ve hepsinin karnını doyurmuş gibi olur.”[13]

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.anhüma) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Aşura günü bir kimseye su ikram eden kimse, göz açıp kapayacak zaman zarfında dahi Allahü Teâlâ’ya (c.c.) isyan etmemiş kimse gibi olur.”[14]

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)buyurmuşlardır ki: “Kim bir şeyi canı çekipde onu yemeden Müslüman komşusuna yedirirse, o kimse Allahü Teâlâ (c.c.)kendisine cennet taamından yedirinceye ve cennet şarabından içirinceye kadar dünyadan çıkmaz (yani ölmez).”[15]

Aşura Günü Yetimlere Güzel Davranmak:

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.anhüma) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Her kim Aşura günü bir yetimin başını okşarsa, o yetimin başındaki tüylerin sayısınca cennetteki derecesi arttırılır.”[16]

Aşura Günü Yıkanmak:

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.anhüma) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Her kim Aşura günü gusül abdesti alırsa, ölüm hastalığı hariç kendisine hastalık isabet etmez.”[17]

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)buyurmuşlardır ki: “Kim Aşura günü yıkanırsa (gusül abdesti alırsa)Allah (c.c.)indinde, annesinden doğduğu gün gibi bütün günahlarından temizlenmiş olur.”[18]

Yine bir haberde rivayet olunmuştur ki: “Kim Aşura günü iki kere yıkanırsa (gusül abdesti alırsa)iki gözü katiyyen hastalık görmez.”[19]

Aşura Günü Sürme Kullanmak:

Aşura günü sürme çekmek sünnettir. Her kim aşure günü içinde misk bulunan sürmeyi çekerse gelecek seneye kadar göz ağrısı çekmez.

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.anhüma) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Her kim Aşura günü gözlerine sürme çekerse sene boyunca göz ağrısı çekmez.”[20]

Aşura Günü Sıla-ı Rahim Yapmak:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)buyurmuşlardır ki: “Akrabası ile alakasını kesen kişi, Aşura günü akrabasını ziyaret ederse Allahü Teâlâ (c.c.)ona Hazreti Zekeriyya oğlu Yahya (a.s.)ile Hazreti İsa’nın (a.s.)sevabını nasip eder ve o kimseyi cennette onlarla beraber şu iki parmak gibi yan yana kılar. (Orta parmağı ile başparmağını birleştirdi.)”[21]

Aşura Günü Çoluk Çocuğuna İhsanda Bulunmak:

Hazreti Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Aşura gününde çoluk çocuğunuza bolluk gösteriniz. Her kim Aşura gününde çoluk çocuğuna bolluk gösterip onlar için malından harcarsa Allahü Teâlâ (c.c.) senenin diğer günlerinde o kimseye bolluk ihsan eder.”[22]

Hazreti İbn-i Mesud’dan (r.a.) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Kim ailesine Aşure günü geniş (cömert) davranırsa, Allahü Teâlâ (c.c.) da ona senenin geri kalan günlerinde geniş davranır.”[23]

Süfyan Sevrî (r.aleyh) der ki: “Biz bunu denedik ve öyle bulduk.”

O günde Hazreti Nuh’un (a.s.) ve yanındakilerin, tufandan kurtulmuş olarak ilk defa karaya indiklerini, selamet ve bereket içinde, ailelerinin geçimliklerini hazırlamakla emrolunduklarını, böylece bu günün, geçim vazifelerinde bir genişlik ve bolluk günü olduğunu, bu bolluğa her sene katılmanın bir sünnet kılındığını eski büyük âlimlerden rivayet edilir. O gündeki bolluk ve bereketin tecrübeyle sabit olduğunu birçokları söylemiştir. Hazreti Cabir (r.a.) bunlardan biridir. İbn-i Uyeyne: “Biz bunu elli veya altmış yıl denedik” diyerek o günün bolluk ve bereketini teyit etmiştir.

Aşura Günü Hasta Ziyaret Etmek:

Hazreti İbn-i Abbas’dan (r.anhüma) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Her kim Aşura günü bir hastayı ziyaret ederse, bütün Âdemoğullarını ziyaret etmiş gibi sevap alır.”[24]

AŞURA GÜNÜ YAPILACAK DİĞER FAZİLETLİ AMELLER

Her kim aşure günü Ayetel Kürsi ve İhlâs-ı Şerif’i yüzer kere okursa, sonra ana ve babasına dua etse Allahü Teala (c.c.)onlardan azabı kaldırır (hafifletir).[25]

O gün kişi Müslümanların yolundan eziyet verecek şeyler kaldırmalıdır. Dargın Müslümanların arasını bulmalı, cenazelere iştirak etmeye çalışmalıdır. Yine kişi o gün Müslüman kardeşlerine olan sevgi ve saygısını özellikle belirtmeli ve onlara değer vermek amacıyla onlarla musafaha etmelidir. Hasımlarının da gönlünü alıp kendisinden razı etmeye çalışmalıdır.[26]

Aşura günü, bir de aşura isimli bir tatlı pişirilir. Menşei şöyle rivayet edilir: Hazreti Nuh’un (a.s.)gemisi, aşura günü Cudi dağının tepesine oturunca, gemidekiler tufandan kurtuluş gününü kutlamak istemişler ve geminin ambarında arta kalan erzakı karıştırıp bir yemek pişirmişlerdir. Aşura pişirme adedi buradan kalmadır. Aşura tatlısı yapmanın bu anlatılan haricinde herhangi bir dini hükmü yoktur. Bir ibadet değil, adettir.

Selam ve Duâ ile..

╔═ೋღ♥ www.facebook.com/islamcokguzelharun ♥ღೋ═╗
╚═══ೋღ♥ www.facebook.com/islamcokguzel ♥ ღೋ══╝

[1]Ahmed b. Hanbel: 1/241; Beyhaki, Şuabul İman: 3/365
[2]Alemgir, el-Fetaval Hindiyye: 1/202
[3]Buhari, Savm: 69; Müslim, Sıyam: 127; Ebu Davud, Sıyam: 64; İbn-i Mace, Sıyam: 41; Darimi, Savm: 46; Ahmed b. Hanbel: 1/291, 310, 336, 340; Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/316-317
[4]Müslim, Sıyam: 133; Ebu Davud, Sıyam: 65; Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/318
[5]Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/314-315
[6]Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/315-316
[7]Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/316
[8]Beyhaki; Safuri, Nüzhetül Mecalis: 1/157
[9]Safuri, Nüzhetül Mecalis: 1/156
[10]Yakub b. Seyyid Ali, Mefatihul Cinan Şerhu Şir’atül İslam: 217
[11]Yakub b. Seyyid Ali, Mefatihul Cinan Şerhu Şir’atül İslam: 217
[12]Yakub b. Seyyid Ali, Mefatihul Cinan Şerhu Şir’atül İslam: 217-218
[13]Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/314-315
[14]Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/315
[15]Yakub b. Seyyid Ali, Mefatihul Cinan Şerhu Şir’atül İslam: 218
[16]Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/314; Yakub b. Seyyid Ali, Mefatihul Cinan Şerhu Şir’atül İslam: 218
[17]Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/315; Safuri, Nüzhetül Mecalis: 1/157
[18]Yakub b. Seyyid Ali, Mefatihul Cinan Şerhu Şir’atül İslam: 218
[19]Yakub b. Seyyid Ali, Mefatihul Cinan Şerhu Şir’atül İslam: 218
[20]Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/315; Safuri, Nüzhetül Mecalis: 1/157
[21]Yakub b. Seyyid Ali, Mefatihul Cinan Şerhu Şir’atül İslam: 217
[22]Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/316
[23]Camiüs Sağîr: 6/235; Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/316; Safuri, Nüzhetül Mecalis: 1/157
[24]Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/315
[25]Yakub b. Seyyid Ali, Mefatihul Cinan Şerhu Şir’atül İslam: 217

Tahir Büyükkörükçü Hoca Efendi (Sultân’ül Vaizin) Belgeseli

•Aralık 2, 2011 • Yorum yapın

Tahir Büyükkörükçü Hoca (Sultân’ül Vaizin) Belgeseli

Yeni Hicri Yılınız Mübarek Olsun ( 01 Muharrem 1433)

•Kasım 25, 2011 • Yorum yapın


01 MUHARREM 1433

26 KASIM 2011

HİCRİ YILBAŞI

Yeni bir hicret yılına girmekteyiz.
1432 hicri yılını uğurlarken, 1433 hicri yılına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz.

Yeni sayfaların açıldığı bu hicri senenin, bütün müslümanlar hakkında hayırlar getirmesini, zulüm altında inleyen kardeşlerimizin acılarının dinmesine ve bizlerin de İslami şuurumuzun artmasına vesile olmasını Cenab-ı Hakk (c.c.) ‘tan niyaz ederiz.

Muharremü’l Haram hicri senenin ilk ayıdır.

Bu mübarek ayda yapılabilecek amellerden bazılarını zikretmek gerekirse;

1. Muharrem’in 1-10. günleri arasında edilebilecek dua:

“Bismillahirrahmanirrahim”

“Allahümme entel Ebediyyü’l-Kadim,”

“Allahım,Sen Ebedi (sonu olmayan) – Kadim(öncesi olmayan)

el-Hayyü’l-Kerim,

Hayy (devamlı diri olan)-Kerim(cömert,ulu)

el-Hannanü’l-Mennan,

Hannan (çok acıyan)-Mennan(çok ihsan eden)’sın

ve hazihi senetün cedideh,es’elüke fihe’l-ismete mineş-şeytanirracim.

(bu yeni senede,beni şeytanın şerrinden korumanı)

Ve’l-avne ala hazihi’n-nefsi’l-emmareti bis-sui,

(nefsimin kötülüklerine karşı bana yardım etmeni)

Ve’l-iştiğale bima yukarribuni ileyke Ya Ze’l-Celali ve’l İkram.

(ve beni Sana yaklaştıracak işlerle meşgul etmeni niyaz ederim,Ey Celal ve İkram sahibi olan Allah’ım.)

Birahmetike Ya Erhamerrahimin.”

(Ey Merhametlilerin En Merhametlisi,bana Rahmetinle muamele eyle.)”

2. Muharrem ayının onuncu günü “Aşura” günüdür.

Allah(CC) katında faziletli bir gündür.

Sevgili Peygamberimiz(SAV) bugünü oruçlu geçirirlerdi.

Peygamberliği öncesinde de “aşure orucunu” tutmuştur.

Medine-i Münevvere’ye teşrif ettiklerinde yahudilerinde aynı gün oruç tuttuklarını gördü ve Müslümanlara 10 Muharrem’in önüne veya arkasına bir gün daha ilave edilmesini tavsiye buyurmuşlardır.

3. Aşura gününde (10 Muharrem);

* Eve çeşitli ve bol erzak almak,
* Muhtaçlara tasaddukta bulunmak,
* Komşu ve akrabaya ikramlarda bulunmak,

Gündüzünü oruçlu geçirip,gecesini de Kur’an okuyarak-namaz kılarak ihya etmenin ecre ve Cenab-ı Hakk’ın rızasına vesile olacağını unutmamalıyız.

Yine Muharrem ayının ilk “on” günü içerisinde, bir defaya mahsus olmak üzere, 2 Rekatta selam vererek, 6 Rekat namaz kılınması da tavsiyeler arasındadır.

Bu namazın, akşam ile yatsı namazları arasında kılınabileceği gibi, yatsı namazından sonra da kılınabileceği belirtilmiştir..

Namazın kılınışı şu şekilde tarif edilmiştir..

“Niyet eyledim Ya Rabbi rıza-i şerifin için namaza.”

(Kul hakkı geçmiş ise bu hakkın ödenebilmesi niyetiyle)

“Allahu Ekber”

1. Rekatta: 1 Fatiha Suresi.- 1 Ayetel Kürsi – 11 İhlâs Suresi

2. Rekatta: 1 Fatiha Suresi – 10 İhlâs Suresi

3. Rekatta: 1 Fatiha Suresi – 1 Tekasür Suseri – 11 İhlâs Suresi

4. Rekatta: 1 Fatiha Suresi – 10 İhlâs Suresi

5. Rekatta: 1 Fatiha Suresi – 3 Kafirun Suresi – 11 İhlâs Suresi

6. Rekatta: 1 Fatiha Suresi – 10 İhlâs Suresi

okunarak namaz tamamlanır ve duâ edilir..

Konumuza duâlar ile devam edelim;

“Bismillahirrahmanirrahim”

“Rabbena zalemna enfusena ve inlem tağfir lena ve terhamna lene kunenna mine’l-hassirin.”

“Ey Rabbimiz ! Biz kendimize zulmettik.Eğer bizleri affetmezsen ve bizlere acımazsan husrana uğrayanlardan oluruz.”

(A’RAF SURESİ: Ayet; 123)

“Bismillahirrahmanirrahim”

“Rabbic’alni mukimesselati ve min zürriyyeti Rabbena ve Tekabbel duae.
Rabbenağfir li velivalideyye velil mü’minine yevme yekumu’l-hisab.”

“Ey Rabbim; beni ve soyumdan gelen salih kimseleri,namazını dosdoğru kılanlardan eyle. Ey Rabbimiz duamı kabul eyle.

Ey Rabbimiz herkesin hesaba çekileceği günde,beni,anamı-babamı, ve bütün mü’min’leri affet.”
(İBRAHİM SURESİ: Ayet; 40/41)

“Bismillahirrahmanirrahim”

“Rabbi inni euzu bike en es’eleke me leyse li ve terhamni ekun mine’l-hasirin.”

“Ey Rabbim! Bilgim olmayan şeyi Sen’den istemekten Sana sığınırım.Ve eğer beni bağışlamazsan ve esirgemezsen,hüsrana uğrayanlardan olurum.”

(HUD SURESİ: Ayet; 47)

Selam ve Duâ ile; Allah (c.c.)’a Emanet Olunuz..

Sene Sonu ve Sene Başı Duâları

•Kasım 25, 2011 • Yorum yapın

[Sene Sonu ve Sene Başı Duâları]
✿ÖNEMLİ NOT: Sene Sonunda ve Sene Başında Okunması Önemle Tavsiye Edilen, Günahları Silen, Şeytanı Üzen, “Sene Sonu ve Sene Başı Duaları”dır..!

Saygıdeğer Arkadaşlar; 25 Kasım 2011 Cuma Günü (Yani Bugün) Akşam Namazına kadar ki süre, “Hicri Yılın Son Günü”dür.. (29 ZİL-HİCCE 1432)

Akşam Ezanı okunduktan sonra ise; İslam’da yeni gün girer ve 1 MUHARREM 1433′e gireceğiz İnşaAllah..

●✿Sene Sonu Duasını; İkindi Namazı ile Akşam Namazı Arasında 3 Defa (Arapça bilenler Arapçası ile, bilmeyenler ise Türkçe Açıklamasından) Okumalıdır..

●✿Sene Başı Duası ise; Akşam Namazı ile Yatsı Namazı Arasında 3 Defa (Arapça bilenler Arapçası ile, bilmeyenler ise Türkçe Açıklamasından) Okunmalıdır..

[Lütfen; Mümkün Olduğu Kadar Paylaşalım ve Herkese Ulaştıralım.]

Rabbim (c.c.) Dualarımızı Dergâh-ı İzzetinde Kabul Buyursun.. Amin..
Selam ve Dua ile..
╔═ೋღ♥ www.facebook.com/islamcokguzelharun ♥ღೋ═╗
╚═══ೋღ♥ www.facebook.com/islamcokguzel ♥ ღೋ══╝

Ruhum Sana Aşık, Sana Hayrandır Efendim (S.A.V.)

•Kasım 24, 2011 • Yorum yapın

Efendimiz’e (SAV) Sonsuz Salât ve Selâm Olsun

•Kasım 24, 2011 • Yorum yapın

Heyhât!.. Olamadık Zeyd’in Gözleri ve Elleri

•Kasım 18, 2011 • Yorum yapın


Aşkına yandığı inci gözlerini gördü zeytin gözleri…
O an geçti anadan, babadan, yardan,
Tâifte ve Akâbede sımsıkı tuttu ellerini;
Heyhât!…
Olamadık Zeyd’in gözleri ve elleri..!

Zeytin siyahıydı Zeyd’in gözleri,
Doyamazdı sana bakmaya Ey Nebî (SAV)..
Heyhât! Olamadık Zeyd’in gözleri,
Bakamadık sana bir kez Sevgili (SAV)..

Adım atacak hâl kalmaz bende
Görürsem Sen’i (SAV)..
Ne olur bir kez göreyim
Düşümde Sen’i (SAV)…

Altın beyazıydı Zeyd’in elleri,
Kıyamazdı seni tutmaya Ey Nebi (SAV)..
Heyhât! Olamadık Zeyd’in elleri,
Tutamadık bir kez nazlı Sevgili (SAV)…

Adım atacak hâl kalmaz bende
Görürsem Sen’i (SAV)..
Ne olur bir kez göreyim
Düşümde Sen’i (SAV)…
_______☼♥/)_♥☼♥_____☼♥./¯”"”/’)☼♥.
¯¯”¯¯”¯¯¯\)☼♥¯♥☼♥¯¯¯☼♥’”\_„„„„\)☼♥.
♥Allahumme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed♥

Siz Hiç Aşık Oldunuz mu ? ♥ محمد ♥

•Kasım 11, 2011 • Yorum yapın

|❀ܓ|Kurban Bayramımız Mübarek Olsun|❀ܓ|

•Kasım 5, 2011 • Yorum yapın

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyurdu ki:
“Ademoğlu Kurban Bayramı gününde kan akıtmaktan daha sevimli bir iş ile Yüce Allah’a (c.c.) yaklaşabilmiş değildir. Kurban olarak kanını akıttığı hayvan kıyamet günü boynuzları, ayakları ve kılları ile gelecektir. Akan kan yere düşmeden önce Yüce Allah (c.c.) katında yüksek bir makama erişir. O bakımdan gönül hoşnutluğu ile kurbanınızı kesiniz.” [ İbn-i Mace, Edahi 3; Tirmizi, Edahi 1 ]

Kiminle Konuştuğunuzu Bilseydiniz, Namazdan Hiç Ayrılmazdınız

•Kasım 3, 2011 • 1 Yorum

Gül ile Bülbül

•Kasım 1, 2011 • Yorum yapın

Allah’ım (c.c.) Bizi Namazı Hakkıyla ve Terketmeden Kılanlardan Eyle AMİN

•Ekim 27, 2011 • Yorum yapın

Zilhicce Ayı’nın İlk 10 Günleri

•Ekim 27, 2011 • Yorum yapın


Muhteşem bir hazine olan ve adeta küçük bir Ramazan gibi ihya edilmesi gereken Zilhicce’nin ilk on günü bu akşam başlıyor. Zilhiccenin ilk on gününü oruç ve ibadetle geçirmek büyük sevaplara vesile oluyor.

Muhteşem bir fırsat: Zilhicce’nin ilk on günü

Ramazanın yarısından sonra başlayan ayrılık hüznü, Kadir Gecesinden sonra artar ve son teravih-son oruçla birlikte zirveye çıkar. Artık rahmet ve mağfiret ayı bitmekte, bire bin verilen geceler veda etmektedir. Maneviyata duyarlı nice mü’min gözyaşı döker, hatta bayramı buruk geçirir.

Şevval ayında tutulan altı oruç acılı yüreklerimizi bir derece teskin eder. Sanki Ramazanın küçük bir uzantısını yaşarız. Kurban Bayramından önceki Zilhicce’nin ilk on günü ise, Ramazandaki bol sevaplı ve çok feyizli ibadetlerden ayrılan mahzun gönüllerimize âdeta bir “teselli armağanı”dır. “Keşke Ramazan biraz uzun olsaydı…” ya da “Ah, Ramazanı hakkıyla ihya edebilseydim…” diye yanan gönüllerimize muhteşem bir fırsattır bu on gece.

Kur’an-ı Kerim’de Fecr Suresinin başında, “On geceye yemin olsun ki…” ifadeleriyle bahsedilen bu on gecenin ne muazzam bir hazine olduğunu ne yazık ki hakkıyla bilemiyoruz. Bazı kaynaklarda bu on gecenin Ramazan’ın son on günü veya Muharrem’in onuncu gününe (Aşure Gününe) kadar olan on gün olduğu kayıtlı olsa da genel görüş ve kabul, bu mübarek on günün Zilhicce ayının ilk on günü olduğudur. Bu seneki takvime göre bu on gün 18-27 Kasım tarihleri arasıdır.

Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır. İşte bu mübarek ayın yukarıda da ifade ettiğimiz birinden onuna kadar olan zaman dilimi “leyâli-i aşere”, yani on mübarek gecedir. 10. gün Kurban Bayramı’nın ilk günüdür.

İşte bu günlerin kıymetini anlatan Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) muhteşem müjdesi:

“Allah’a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce’nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir.” (Tirmizi: Savm, 52; İbn Mace: Sıyam, 39)

Demek ki, bugünlerde tutulan bir oruç, 360 gün oruca bedeldir. Rabbimizin rahmet ve bereketi o kadar coşmaktadır ki, bir günlük oruca bir yıllık oruç sevabı vermektedir. Böyle güzel ve tatlı bir müjdeye ilgisiz kalmak mümkün mü? Bu gecelerin Kadir Gecesine benzetilmesi ise, ayrı bir güzelliktir. Çünkü, Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır ve 83 yıllık ibadete bedeldir.

Yine Efendimizden (s.a.v.) harika bir teşvik cümlesi:

“Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!” (Abd b. Humeyd, Müsned, 1/257)

Tesbih, sübhanellah; tahmid, elhamdülillah; tehlil, lâilâheillâllah; tekbir ise Allahu ekber demektir. Tesbih, tahmid ve tekbirin namazın çekirdekleri hükmünde olduğunu düşünürsek, bugünlerde nafile namazları arttırmanın ne kadar büyük sevap olduğunu anlayabiliriz.

Yukarıdaki hadisi destekleyen şöyle bir rivayet daha vardır: “Günlerden hiçbiri yoktur ki onlarda yapılan bir iş Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan işten daha faziletli ve yüce, Allah’a daha sevimli olsun…” (Tirmizi, Savm: 52; Darimî, Savm: 52)

İbni Abbas’ın şu rivayeti ise, bugünlerdeki ibadetin cihattan bile faziletli olduğunu gösteriyor:

Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:

— Allah katında içinde bulunduğumuz şu günler (Zilhicce’nin ilk on günün)deki salih amelden daha sevimli (salih amelin bulunacağı) başka günler yoktur.

Sahabeler, sordular:

— Yâ Resulallah, Allah yolunda cihad da mı?

Resulullah (s.a.v.) cevap verdi:

— Evet, Allah yolunda cihad da. Meğer ki bir adam canıyla ve malıyla cihada çıkıp da kendisine ait mal ve candan hiçbir şeyi geri getiremez olursa, o başka. (İbni Mâce, Sıyam: 39.İbni Hacer, 5:119)

Buna göre, cihada çıkıp malını feda edip kendisi de şehit olan kimsenin ameli bu on gündeki amelden daha faziletlidir.

Bugünlerde oruç tutup, gündüzünü ve gecelerini de ibadetle geçirmek hem affa, hem de büyük sevaplar elde etmeye vesile olur.

Bu on gün içinde Arefe gününün yeri ise bambaşkadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Arefe günü tutulan oruç hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir senenin ve gelecek senenin günahlarına kefaret olur.” (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 457)

Hz. Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman Arefe günü kardeşi Hz. Aişe’nin (r.a.) huzuruna girdi. Hz. Aişe oruçlu olduğu için hararetten dolayı üzerine su dökülüyordu. Abdurrahman ona:

— Orucunu boz, dedi. Hz. Aişe:

— Resulüllahın (s.a.v.), “Arefe günü oruç tutmak, kendisinden önceki senenin günahlarına kefaret olur” dediğini işittiğim halde iftar mı edeyim, dedi. (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 458)

“Kefaret olur”, günahları örter, affettirir, demektir. Bizim gibi neredeyse bir günah denizinde yüzen ahir zaman Müslümanları için bundan daha büyük bir müjde olabilir mi? İşte af ve mağfiret fırsatı!

Başka bir rivayette ise Hz. Aişe şöyle demiştir:

— Arefe gününün orucu bin gün oruç tutmak gibidir. (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 460)

Demek ki, bir günlük arefe orucu, üç yıllık normal günlerde tutulan oruç sevabına denktir.

Efendimiz, bugünün faziletini şöyle anlatır:

— Arefe günü gelince, Yüce Allah rahmetini saçar. Hiçbir gün o günde olduğu kadar insan cehennemden âzâd olunmaz. Kim Arefe günü gerek dünya ve gerekse âhiret ile ilgili olarak Allâh’tan bir şey isterse, Allâh onun dileğini karşılar.

Yine konuyla ilgili bir hadis şöyledir:

“Arefe gününden daha faziletli bir gün yoktur. Allahü Teâla o gün, yer ehli ile meleklere karşı övünür ve (Arafat’taki hacıları kast ederek) şöyle buyurur:

— Kullarıma bir bakın. Saçları başları dağınık, toz toprak içinde her uzak ilden bana geldiler. Bu halleri ile onlar, rahmetimi ümit etmekteler, azabımdan dahi korkmaktalar. Şahit olunuz, onları bağışladım. Onların yerlerini cennet eyledim.

Melekler derler ki:

— Onların arasında biri var ki; yalancıktan bu işi yapar. Falan kadın da öyle.

Allahü Teâla şöyle buyurur:

— Onları da bağışladım.

Arefe günü olduğu kadar, hiçbir gün cehennemden daha çok azad edilen olmaz.”

Bu arada şunu hatırlatalım: Hadislerde zikredilen Zilhicce’nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce’nin onuncu günü Kurban Bayramının birinci günüdür, bugün oruçlu olmak caiz değildir; ancak o gün de ibadet günüdür. Müstehap olan oruç, Kurban Bayramından önceki ilk dokuz gündür. On geceye ise, Kurban Bayramının gecesi dahildir. Çünkü geceler önce gelmektedir.

Ayrıca Zilhicce’nin sekizinci gününe “terviye günü” dokuzuncusuna “Arefe günü”; Kurban bayramı gününe (onuncu güne) “nahr=kurban günü”, ondan sonraki üç güne de “teşrik günleri” denilmiştir.

Bu on günü hangi ibadetlerle değerlendirmeliyiz?

Her şeyden önce her zaman ve zeminde en vazgeçilmez ibadet olan beş vakit namazı asla ihmal etmemeliyiz. Çünkü, hiçbir nafile ibadet farzların yerini tutamaz. Namazlarda cemaate katılmak için gayret etmeli, daha bir dikkat ve huşu ile eda etmeliyiz. Mümkünse bugünlerde oruç tutup zamanımızı Kur’an, istiğfar, salâvat, zikir ve dua ile geçirmeliyiz. Her zaman yapamayanlar bile hiç değilse bugünlerde kuşluk, evvabin, teheccüt gibi namazları kılmalı, affa nail olmak için çırpınmalıdır.

Hatta affa ve rızaya nail olmayı hedef kabul ederek, bu on günü sanki Ramazanın son on günüymüş gibi geçirmeliyiz. Buna güç yetiremeyenler, hiç değilse arefe gününü ve bir gün öncesini oruçla ve ibadetle geçirmelidirler. On gece içinde, bilhassa terviye, arefe ve bayram gecelerini ihya etmenin özel bir yeri vardır.

Arefe günü bin İhlâs Suresi okumak çok faziletlidir. Çünkü arefe, tevhidin, azamet ve kibriyanın tam hissedilip ilân edildiği gündür. Bunun için Arefe gününün sabah namazında başlayıp bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar 23 vakit farzlardan sonra teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Hatta bu tekbirleri on gün içinde müsait oldukça söylemek büyük sevaptır.

Bugünlerde milyonlarca mü’min haccetmek için mukaddes topraklara gitmiş, kimi Kâbe’yi tavaf ediyor, kimi ağlayarak dua ediyor, kimi Medine’de Ravza-yı Mutahharada gözyaşı döküyor, kimi zikir ve dua ile sa’y ediyor, kimi Makam-ı İbrahim’de gözyaşıyla namaz kılıyor, kimi Mültezem’de af için yalvarıyor… Hepsi kendileri ve mü’minler için af, mağfiret, rıza, tevfik ve hidayet istiyor. Arefe günü ise, hepsi Arafat’a gelmiş, “Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk” sadalarıyla asumanı inletiyor, gözyaşıyla kıldıkları namaz ve ettikleri dua ile Rabbimizin rahmetine sığınıyor.

İşte kendimizi hayalen hacda hissetmek, onları izleyerek kendimizi onların içinde saymak yoluyla manevî bir hâl kazanabiliriz. İnşallah dua ve ibadetlerimizin hacıların yaptıkları ubudiyete dahil olmasını ümit ederek ibadet edelim.

Şunu da unutmayalım ki, hadislerde verilen müjdelere nail olmak için o günleri nicelik ve nitelik olarak en üst seviyede değerlendirmemiz gerekir. Böylece bambaşka bir hâlete bürünür, ibadetin hazzını yaşar, inşallah Kurban bayramına affedilmiş olarak girebiliriz.

On Günlük İhyanın Püf Noktaları

Birçok insan bugünlerin kıymetini bildiği halde günlük işlerin ve ilişkilerin içinde tam bir ihya programı yapamıyor. Ya unutuyor ya dünya işlerine zaman ayırıyor ya da tam istifade edemiyor. Bunun için şu basit, ama etkili tavsiyelere dikkat edin:

1.Zilhicce’nin ilk on gününü ajandanıza veya her gün gördüğünüz bir yere not edin.
2.Bu on gün içinde sizi meşgul edecek misafirlik, yolculuk ve yorucu işlerden uzak durun. Bu tür programları ya öne alın veya erteleyin.
3.Seçici olmadan maç, dizi, haber izlemek gibi boş ve sizi ilgilendirmeyen işlere zaman ayırmaktan her zaman kaçının; bu on günde ise daha bir titiz olun.
4.Bugünlerde sağlığınıza özel bir önem verin ki, ibadet ve zikirden geri kalmayın. Ameliyat ve uzun tedavileri bugünlere denk getirmeyin.
5.Eğer ev hanımı, emekli, yaşlı gibi mesaiye bağlı bir işiniz yoksa bu on günü sanki i’tikafa girmiş gibi dolu dolu geçirin.
6.Öğrenci, memur, işçi gibi belirli bir uğraşınız varsa, mümkün olduğu kadar izin ya da tatil günlerinde oruç ve ibadete ağırlık verin.
7.İş, okul vs. sizi mutlaka meşgul etse bile aralardaki “ölü zamanları” değerlendirin. Bunlardan kastımız, iş ve okula gidip gelirken, teneffüs, sıra bekleme gibi durumlardaki boş zamanlardır. Bu zamanları Kur’an, salavat, dua, istiğfar ve zikirle değerlendirin.
8.Yanınızda sürekli küçük ebatlı bir Kur’an veya bir evrad kitabı taşıyın. Boş zamanlarda birkaç sayfa bile okusanız kârdır.
9.Kur’an okumasını bilmeseniz bile, ezberinizde olan sureleri defalarca okumanız büyük sevaptır.
10.Bu on gecede daha az uykuyla idare edin ve uykunuzu kaçıracak çay, kahve gibi içecekleri daha çok tüketin.
11.On günün tümünde oruçlu olamadıysanız fırsat bulduğunuz gün Cuma’ya denk gelse bile yine oruç tutun. Çünkü, başka günlerde tutmaya imkanı olduğu halde Cuma günü tutmak mekruhtur. Öyle bile olsa, mekruh sevabından biraz eksilir demektir, yoksa hiç tutmayan zaten hiç sevap kazanmamış olur.
12.Zaman kazanmak için bayramlık ve kurbanlık alış verişini önceden yapmaya çalışın.

Rabbim (c.c.) bizlere bu günleri hakkıyla ihyâ etmeyi nasip eylesin..

Selam ve Duâ ile..

Bir Çift Turna Gördüm

•Ekim 26, 2011 • Yorum yapın
 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.