Sen de bir SALÂVAT getir..

•Nisan 28, 2013 • 1 Yorum

sende_salavat_getir_islamcokguzel_harun

Sen de bir SALÂVAT getir..

Übeyy ibni Kâ’b bir gün Sevgili Peygamber Efendimize (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle sordu:

“Ey Allah’ın Elçisi, ben sana çok salâvat getiriyorum. Duamın ne kadarını salâvata ayırayım?”

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) “Dilediğin kadarını” buyurdu.

Übeyy yine sordu: “Dörtte birini ayırayım mı?”

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) yine “Dilediğin kadarını,” buyurdu.

“Ama arttırırsan senin için daha iyi olur.”

“Yarısını?” “Dilediğin kadarını. Ama arttırırsan senin için daha iyi olur.”

“Peki, duamın tamamını salâvata ayırsam?”

“İşte o zaman Allah (celle celalühu) senin bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını da bağışlar.”

(Tirmizî, Kıyamet: 23)

♥Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina ♥Muhammed♥

salavatiserife

Ah Nefsim..!

•Mart 21, 2012 • 5 Yorum

Çanakkale Şehitlerimizi Rahmetle Anıyoruz, Ruhları Şad Olsun

•Mart 18, 2012 • 1 Yorum

Rûhum Sana âşık, Sana hayrandır Efendim (S.A.V.)

•Mart 9, 2012 • 2 Yorum

Ya Rabb (c.c.)

•Mart 8, 2012 • Yorum Yapın

Ya Rabb (c.c.)..!
Nefsimize zulmetmekten alıkoy bizi.
Senin adaletine razı olanlardan eyle bizi.
Senin adaletinin korkusuyla terbiye et hepimizi.
Adaletinin korkusuyla yumuşat kalplerimizi.
Amellerimizin tartıldığı ‘mizan’da güzel eyle akibetimizi.
Mizanında ağırlığı olanlardan eyle bizi.
Kolaylaştır sorgu sualimizi.
Sana hesap verme inceliğiyle yaşat bizi.
Hükmüne razı eyle bizi.
Zulmetmekten ve zulme uğramaktan uzak eyle hepimizi..
AMİN

Fedakârlığı Büyük Olanlar Kimler..?

•Mart 8, 2012 • 1 Yorum

Ferhad’a acıma ey talib, dağları
delerken yorulmaz o! Mecnun’a da gülme sakın, divanesi olduğu yâr uğruna
kaybettiği aklın ardından aslâ gözyaşı dökmez..

Sen asıl Yusuf’un hâlinden ibret al, âşık olmak varken hazinedar oldu. Bir de
âlemlere rahmet olarak gönderilmiş Efendimizin
(s.a.v.) hâlini düşünsene..!

O ki Mirac’da yâriyle arasında neredeyse bir adımlık mesafe kalmışken (kabe
kavseyni ev edna), yâre sarılmak yerine bizleri düşündü de "Ümmetim! Ümmetim!"
deyû ağlamaya başladı..

İmdi, söyle bakalım ey talib, fedakârlığı büyük olanlar kimler..?
Aşıklar mı, yoksa aşktan vazgeçenler mi..?

İSLAM’IN KADINA VERDİĞİ DEĞER.. (Bir de bu açıdan düşünün..!)

•Mart 8, 2012 • 1 Yorum

İSLAM’IN KADINA VERDİĞİ
DEĞER.. (Bir de bu açıdan düşünün..!)

Kur’an-ı Kerim’deki 4. surenin adı "Nisa" Suresi’dir.
Nisa, kadınlar anlamındadır. Kadınlar Suresi demek. Kuran-ı Kerim’de "rical",
yani erkekler anlamında herhangi bir sure yok
tur.

Kuran-ı Kerim’de, bazı peygamberlerin isimleri surelere verilmiştir. Yusuf,
Yunus, İbrahim veya Lokman sureleri gibi. Peygamber olan erkekler sureye isim
olabilmiştir. Bu genel kuralın tek istisnası "Meryem" Suresi’dir.

Hz. İsa (a.s.)’ın annesi, peygamber olmamakla beraber bir sureye isim
olabilmiştir. Peygamber olmayan tek kişiliktir. Kuran-ı Kerim her fırsatta
kadını onurlandırmış, ön plana çıkarmıştır. Toplumun gündeminde kalsın diye.

Kuran-ı Kerim’deki en manidar surelerden biri de 58. sırada yer alan "Mücadele"
Suresi’dir. Medine’de inen bu surenin kadınlar açısından anlamlı bir hikáyesi (sebeb-i
nüzulu-iniş gerekçesi) vardır. Mücadele, peygamberle tartışan kadın anlamına da
gelir. Olay şöyle gelişti:

"Hz. Havle (RA)" iman eden bir kadındı. Evs (RA) isimli, sert tabiatlı bir
adamla evliydi. Bir gün Evs (RA), karısını boşadı. Bu boşanmayı
gerçekleştirirken de eskiden Araplar arasında yaygın olarak yapılan ve "zihar"
olarak adlandırılan bir yöntemi kullandı.

Araplar, eşlerinin bazı hassas noktalarını, anneleri-bacıları gibi evlenmeleri
yasak olan akrabalarına benzetirlerse bu boşanma sebebi sayılırdı. Evs (RA) de
eşine, "Sen bana anamın sırtı gibisin" diyerek aralarındaki akdini sona erdirmek
istedi.
İşte bu olaya muhatap olan Hz. Havle, soluğu Hz. Peygamber’in (SAV) yanında
aldı. Hz. Havle tepkiliydi. Hz. Havle yorgundu. Hz. Havle bezgindi. Hz. Havle
mağdurdu. Hz. Havle çaresizdi. Çareyi Hz. Peygamber’de (SAV) bulacaktı.

Havle (RA), Peygamber’in (SAV) evine geldi. Efendimiz (SAV) dinliyordu. İsyan
edercesine kocasını, Peygamberimize şikáyet etmeye başladı. Şöyle diyordu: "Ey
Allah’ın elçisi! Evs, benim malımı-mülkümü yedi. Gençliğimi tüketti. Onun için
çocuklar doğurdum. Şimdi ise yaşlandım. Çocuk doğuramaz hale geldim. O da zihar
yaparak beni boşadı. Beni ortada bıraktı. Ya Rabbi, halimi sana arz ediyorum. Bu
halimi sana şikáyet ediyorum."

Havle’yi büyük bir dikkat ve saygıyla dinleyen Hz. Peygamber (SAV) bir an
duraksadı. Sonra, "Bu tür boşamalarla ilgili Rabbimden bana herhangi bir ölçü
gelmiş değildir" cevabını verdi. Çünkü O (SAV), Yüce Allah’tan vahiy gelmedikçe
kendi heva ve arzusuna göre konuşmazdı. Yüce Allah’ın kendisine müsaade ettiği
konular hariç, mutlaka vahiy beklerdi.

Ama çok geçmeden Yüce Rabbimiz, "Halimi sana iletiyorum" diyen bu mağdur kadının
yakarışına cevap verdi. Ötelerden, ötelerin de ötesinden cevap geliyordu. Yüce
Allah’ın, "Senin sesini, yakarışını, isyanını duydum. Yalnız değilsin, sözün
duyulmuştur, gökte yankılanmıştır Havle! Arzu ettiğin konuda sana cevap
verilecek ve sen rahatlayacaksın" anlamında ayeti inecektir.

Yüce Rabbimiz, Havle’ye cevap veriyordu. Öylesine bir cevap ki Medine’de
yankılanmadık, konuşulmadık ne sokak ne ev bırakacaktı. Günlerce her mekánda
Havle’nin yakarışına verilen cevap konuşulacaktı. Havle gibi mazlum ve mağdur
bütün kadınlar, bir anlamda "erkeği cezalandıran" bu ayetleri gururla
okuyacaklar.

Yüce Allah (c.c.), karısını bu şekilde boşamak isteyen erkeğe bu işin çirkin
olduğunu ilettikten sonra, ya köle azadı, ya iki ay üst üste oruç veya 60 fakiri
doyurma cezası verecektir. Eşine dönmenin bedeli olarak. Tekrar eşine yaklaşmak
istersen bunu ödeyeceksin. Kadın değil, erkek bunu ödeyecek. Çünkü kadın mağdur
oluyordu. Rabbimiz, mağdurun yanında, mazlumun yanında.
"Mücadele" Suresi’nin ilk ayetleri indiğinde yüzü sevincinden ay gibi parlayan
Peygamberimiz (SAV), Havle’yi çağıracak ve "Seni müjdelerim Havle! Allah senin
sesini duymuştur" dedikten sonra ilk ayeti okuyacaktır: "Kocası hakkında seninle
tartışan ve Allah’a şikáyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah
sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, bilendir." (Mücadele 58, 1)

Hz. Havle bugün bile horlanmış, zorlanmış, terk edilmiş, önemsenmemiş,
gençliğinden sonra kenara itilmiş bütün kadınların ortak isyanı olmuştur. Sembol
olmuştur. Önemsenmediklerini zanneden kadınlara, "Hayır, Rabbiniz sizi
önemsiyor. Rabbiniz sizin adınıza zulmeden erkeğe dünyada cezalar getirdiği gibi
ahirette de hesap soracak". Üzülmeyin, sesinizi Rabbiniz duyuyor, halinizi
görüyor cevabıdır Mücadele Suresi.

Yıllar geçer. İki büklüm bir kadın Medine çarşısında Hz. Ömer’in önüne geçer.
Bir şey sorar. Uzun boylu Hz. Ömer eğilir, diz çöker. Ellerini kadının omzuna
koyar. Söyle nine der. Kadın dakikalarca konuşur, Hz. Ömer dinler. Medine’nin
lider kadrosu ise hayret içindedir. Bu ihtiyar nineye bu kadar zaman feda edilir
mi(!). Nihayet kadın anlatacağını anlatır ve gider. Hz. Ömer doğrulur.

Orada bulunanlardan biri, "Ey müminlerin emiri! Şu Kureyş’in liderlerini şu nine
için o kadar bekletmeye değer miydi" diye sorunca Hz. Ömer hışımla döner.
Herkesin duyacağı bir ses tonuyla: "Ne diyorsun! Yazık sana. Bu kadın Havle’dir.
Allah (c.c.) yedi gök ötesinden onu duydu, hakkında ayet indirdi de Ömer mi onu
dinlemeyecek. Vallahi bütün bir gün beni tutsaydı, öylesine duracaktım.
Problemini halletmeden gitmeyecektim."

Sormak istiyorum; Kuran-ı Kerim’i bu bakışla hiç okuyabiliyor muyuz..?

Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in konu ile ilgili uyarı
ve yönlendirmelerinden birkaçı şöyledir:

"Sizin en hayırlınız, ailesine karşı iyi davrananınızdır. Ben aileme karşı en
iyi davrananızım."
"Müminlerin iman bakımından en mükemmeli ahlaki bakımdan en güzel olan ve
ailesine şefkat ve mülayemetle davranandır."
"Kadınlara karşı hep hayır tavsiye edin. Zira onlar sizin yanınızda birer
emanettir." (Tirmizî, İman 6; Ahmed, VI, 47,99)
"Eşlerinize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, sakın onları dövmeyin
ve onları incitecek çirkin sözler söylemeyin." (Tirmizî, Radâ’ 11; İbn Mace,
Nikah 4; Ahmed, V, 72-73; Nesâî, ‘Işretü’n-Nisâ, s, 167)
"Harcayacağın tüm harcamalardan dolayı, Allah’ın (c.c.) izniyle mükâfat
alacaksın. Hatta eşinin ağzına verdiğin bir lokmanın bile karşılığını
alacaksın."(Ebû Davûd, Nikah 40-41)
"Sizden biri hem karısını köle gibi döver, hem de utanmadan sarılıp yatar."(Buhârî,
İman 56; Müslim, Vasıyye, 5; Ebû Davûd, Vasayâ 2; Tirmizî, Vasayâ 1; Nesâî,
Vasayâ 3) buyuran Hz. Peygamber Efendimiz (SAV), bu konuda en güzel örnekliği
kendisi sunmuştur. O, Yüce Allah’ın (c.c.) "Eşlerinizle en güzel bir biçimde
geçinin." (Ahmed, IV, 17; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, Beyrût,1957, VIII, 148)
emrini en güzel bir biçimde uygulamıştır. O, eşleriyle en güzel bir şekilde
geçinmiş, onlara her konuda yardımcı olmuş, ev işlerinde onlara ortak olmuş,
onlara asla bir fiske vurmamıştır. Onları hayatlarında ve vefatlarında her zaman
hayırla anmıştır. O, "Ey Aişe, bu gece bana, Rabbime (c.c.) ibadet için izin
verir misin?" (Nisa, 19) diyerek nafile ibadet için eşlerinden izin isteyecek
kadar ince bir ruha sahiptir..

Selam ve Dua ile..

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 76 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: