Çanakkale Geçilmez

canakkale

Bizlere bu büyük zaferin gururunu
armağan eden ve bu mücadeleye iştirak eden Türk ordusunun kahraman mensuplarını,
onu destekleyen aziz Türk Ulusunu ve vatanları uğruna hayatlarını feda eden
bütün şehitlerimizi rahmet ve şükranla anıyor, ruhlarınız şad olsun diyorum…


Aziz şehitlerimiz yattıkları
yerlerde şunu bilsinler ki; temiz kanlarıyla suladıkları kutsal vatan
toprakları, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türk Silahlı Kuvvetleri ve
tüm Türk ulusu tarafından en kutsal emanet olarak muhafaza edilecektir.



“Çanakkale Destanı”


18 Mart 1915, dünya
tarihinin en kanlı, en acımasız savaşlarından “Çanakkale Destanı’nın”
yazılmaya başlandığı gündür. Yedi düvel bir olup, çökmeye yüz tutmuş “hasta
adam” olarak nitelendirilen Osmanlı İmparatorluğu’nu ortadan kaldırmak için,
yıllar öncesinde hazırlamaya başladıkları dünya tarihinin gelmiş geçmiş en
güçlü donanmasını Çanakkale Boğazı’na yönlendirmişlerdir. İçlerinde,
Hıristiyan, Müslüman, Hindu, Madagaskarlı, Nepalli, Senegalli, Anzak..
değişik renk ve ırklardan binlerce asker taşıyan 20. yüzyıl başları
teknolojisinin en mükemmel gemileri, Türk yurdunun başkenti İstanbul’un
kapısı sayılan Çanakkale Boğazı önlerinde, köprülerindeki zırhlı taretlerin
arkasına saklı onlarca topu ateşleyip bombalar yağdırarak hedefe doğru yol
almaya başlayacak ve “hasta adama” son darbeyi vurmak için, güvertelerindeki
binlerce askeri Çanakkale Boğazı’nın girişindeki kıyılara çıkartacaklardır..
Ancak, kendilerinden emin, çelikten ordularına güvenen ve daha savaş
başlamadan zafer çığlıkları atmaya başlayan  düşman kuvvetleri Çanakkale’nin
girişinde, savaşın ilk günlerinden itibaren karşılarında etten ve kemikten
bir duvar bulurlar.


Kimi zaman  Yarbay Mustafa Kemal’in, Koca Seyid onbaşının, Oflu Ali
Çavuş’un, Ezineli Yahya Çavuş’un kanla sulanmış siperlerden gelen ateş
altındaki haykırışlarını duyar gibi oluruz..

“26 Şubat ile 4 Mart
arasında Seddül Bahir ve Kum Kale’ye filodan düşman müfrezeleri çıkarılarak,
tahrip işi tamamlandı. Büyük bir deniz hücumu, Carden’in yerine gelmiş olan
Amiral J.M.de Robeck kumandasındaki İngiliz ve Fransız harp gemileri
tarafından 18 Mart 1915’te yapıldı. Düşmanın gayesi boğazın orta kısmındaki
tabyalar ile mayın tarlalarını koruyan bataryaları susturmaktı. Bundan sonra
mayın tarayıcılar donanmaya yol açacaklar, harp gemileri de boğaza girerek,
iç istihkâmları yakın mesafeden tahrip edecek ve buradaki torpiller de
temizlendikten sonra, Marmara’ya geçmek imkânı elde edilmiş olacaktı.”

Ne var ki, düşman
ordusu kurmaylarının günlerce büyük titizlik içinde hazırladıkları ve
güvenirliliğinden emin oldukları planlar, hiç beklenmedik bir şekilde alt
üst olmuş, daha ilk günlerden savaşın seyrinde büyük bir değişiklik baş
göstermişti..




Veee 57. Alay neferleri… Bitlisli, Balıkesirli, Nevşehirli.. Kanlar içinde
vatanları uğruna koyun koyuna yatan Mehmetçikler..

RUHLARINIZ ŞAD OLSUN!!!


“ya sizler” dedi Mehmet

dünyanın dört kıtasından

mezarlar dolusu erlere,

“hangi rüzgar savurdu sizleri

bu bilmediğiniz yerlere”

kimi İngilizdi, kimi İskoç

kimi Fransızdı, kimi Senegalli

kimi Hintli kimi Nepalli

kimi Avustralya’dan kimi yeni Zelanda’dan Anzak

gemiler dolusu asker

her biri niye geldiğinden habersiz

Gelibolu’nun oya gibi koylarından

tırmanmışlardı dağa bayıra

siper siper yara gibi yarılan toprak

mezar olmuştu savaş ardından onlara.

~ tarafından islamcokguzel Mart 18, 2009.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: