Çocuklarımız bize emanettir..

kuranikerim.jpg

“Kendi kendime diyorum ki; Şişli, Kadıköy, Moda gibi semtlerde doğan, büyüyen, oynayan Türk çocukları milliyetlerinden tam bir nasip alabiliyorlar mı? O semtler ki minareler görülmez, ezanlar işitilmez, Ramazan ve kandil günleri hissedilemez. Çocuklar Müslümanlığın çocukluk rüyasını nasıl görürler?

İşte bu rüya, çocukluk dediğimiz bu Müslüman rüyasıdır ki bizi henüz bir millet halinde tutuyor. Bugünkü Türk babaları havası ve toprağı Müslümanlık rüyası ile dolu semtlerde doğdular, doğarken kulaklarına ezan okundu. Evlerinin odalarında namaza durmuş ihtiyar nineler gördüler. Mübarek günlerin akşamları bir minderin köşesinden okunan Kur’an sesini işittiler, bir raf üzerinde duran Kitabullah’ı indirdiler, küçük elleriyle açtılar, gülyağı gibi bir ruh olan sarı sahifelerini kokladılar, ilk ders olarak Besmele’yi öğrendiler.

Kandil günlerinin kandilleri yanarken, ramazanların, bayramların topları atılırken sevindiler. Bayram namazlarına babalarının yanında gittiler. Camiler içinde şafak sökerken Tekbir’i dinlediler, dinin böyle bir mertebesinden geçtiler, hayata girdiler. Türk oldular.” Yahya Kemal BEYATLI -Aziz İstanbul-

Bu alıntıyı okuduktan sonra içinizin göçtüğünü, ta derinlerde bir yerlerin sızısını hissettiğinizi, boğazınızın düğümlendiğini; çocuklarınıza bakarak tarihle onları yüzleştirmeye çalıştığınızı… sanki görüyorum. Ben de yıllar önce bu yazıyı okuduğum zaman aynı şeyleri hissetmiştim de onun için biliyorum.

* * *

Rahmetli babaannemin sırtında oynaya zıplaya camiye gittiğim zaman dört buçuk yaşındaydım. Köyümüzün camisinin, bir bacağı kesik bir hocası vardı, adına “Molla İbrahim” derlerdi, çocuk okuturdu. Parasını da köylü verirdi. Ben hocayı bacağı kesik haliyle görünce önce korkmuştum. Benim bu halimi anlayan hoca bana, bir ucu mavi, öteki ucu kırmızı bir kalem hediye etti. Çok sevinmiş ve hocayı da çok sevmiştim. Ben ilk defa kalemle orda tanıştım. Kalemi her elime alışımda, bana Besmele’yle hediye edilen o kalemi hatırlarım.

Aradan altı ay gibi bir zaman geçmeden ben Kur’an okumayı öğrenmiştim. Rahmetli babaannemin yağmur çamur demeden her gün sırtıyla beni camiye götürüşü nihayet meyve vermişti. Artık ben “adam olmuş”tum ve Kur’an okuyordum.

Rahmetli babamın bana Kur’an almak için köyden kasabaya indiği günü unutmuyorum; o gün perşembeydi ve benim bayram günümdü. O gün ben bütün arkadaşlarıma karşı hoşgörülüydüm. Çok cömert davranıyordum, neyim var neyim yoksa arkadaşlarımla paylaşıyordum. Sürekli gülümsüyor, oynuyor, zıplıyor; fakat bir yandan da sabırsızlıkla akşamı bekliyordum. Akşam olacak, babam kasabadan köye gelecek ve sarı sahifeli Kitabullah’ı oğluna hediye edecekti. Acaba dünyada bundan daha büyük, bundan daha heyecan verici bir hediye var mıydı? Babaannem babama, “Evladım, torunumun mürüvvetini gördük ya, artık ölsem de gam yemem.” diyecekti. Çocukluk yaşımda duyduğum bu kelimeyi de hiç unutmayacaktım.

Babam geldi. Akşam ezanı okunuyordu. On kilometrelik yolu yaya yürümenin vermiş olduğu yorgunlukla, epeyce ağır çantasını sırtından indirdi. Evin içi adeta bayram havasındaydı. Ben hızla babamın üzerine atlayarak, “Kur’an’ım, Kur’an’ım!” diye bağırıyorum. Babaannem beni bağrına basmaya çalışıyor, annem mahcup bir edayla sevincini gözlerine yansıtarak bana bakıyor, kız kardeşim horoz şekerini emmenin mutluluğunu bir sağa bir sola koşarak bizimle paylaşıyor, halam, “Yarın camiye artık bu Kur’an’ı koltuğunun altına alarak çıkacaksın.” diyerek büyüdüğümü hissettiriyordu.

Heyecanla Kur’an’ı açtım. Sarı sayfalar göz kamaştırıyordu. Eğildim doya doya kokladım. Halam: “Al bu Kâbe çiçeklerini de Kur’an’ın orta yerine koy.” dedi. Mis gibi cennet kokan kâbe çiçeklerini alarak Kur’an’ın orta yerine yerleştirdim. Kur’an denilince ben hayat boyu hep o kokuyu aldım.
O gece hiç uyumadım.

“Müslümanlığın çocukluk rüyası”nı işte ben o zaman gördüm. Çocukluk dünyamı yoğuran şeyin Kur’an olduğunu ben yıllar sonra fark ettim. Meğer kültür buymuş, unutturulamayanmış.

Ben babaannemi çok seviyordum. Genç yaşında dul kalmış ve dört yetim çocuk büyütmüştü. Ezanın ve Kur’an okumanın yasak olduğu zamanlarda yememiş içmemiş ve babamı hafız yapmıştı. Şimdi benimle ilgileniyor, benimle yatıp benimle kalkıyordu. Zaten ben onunla yatıyordum. Beni yatağa yatırır ve yatsı namazına dururdu. Duymam için olacak, namazda sûreleri seslice okurdu. Ben tüm sûreleri onun bu okuyuşundan ezberledim.

Namaz bitince bütün sevgisini kuşanarak yanıma yatar ve “Şol cennetin ırmakları” ilahisini okuyarak beni uyuturdu. Bilemezdim bu ilahinin kimin olduğunu. Yıllar sonra okulda, Türkçe kitabında bu ilahiyi ve altındaki “Yunus Emre” adını görünce, Yunus Emre’yi dedem bilmiş ve onunla birlikte ilk edebiyat sevgisi de içime işlemişti.

Rahmetli babam her sabah, özellikle bahar sabahları, daha güneş doğmadan kapının eşiğine oturur ve yanık sesiyle bir cüz Kur’an okurdu. Biz çocuklar sabaha, Kur’an sesiyle kuş seslerinin nağmelerini duyarak uyanırdık.

* * *

“Hocam, çocuklarımızı eğitmekte zorlanıyoruz.” diyen dostlar için yazdım bunları. Babam ve babaannem bana oturup da bir şey öğretmedi; her ikisi de Kur’an’a önem verdi. Bir de beni çok sevdiler ve bana önem verdiler, beni adam yerine koydular. Sevdiklerimin çok önem verdikleri şey benim de sevgilim olmaz mıydı? Ben de onların sevdiklerini sevdim; çünkü onları seviyordum. İşte fıtri, doğal eğitim budur ve insanı yormaz, çünkü tohum, yeşerecek toprağı bulmuştur.

Aile ortamında neye değer veriyorsak, bilelim ki çocuklarımız onları sevecektir, tabii bizi seviyorsa! Çocuklarımız bize emanettir, yarın bu emanetin hesabı sorulacaktır.

~ tarafından islamcokguzel Kasım 11, 2007.

Bir Yanıt to “Çocuklarımız bize emanettir..”

  1. HIZMETINIZDEN DOLAYI TESEKKURLER.
    ……………………………………………

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: