Cehennem’den Kaçan Adam

cehennem_.jpg 

O bir sahâbî!
 
Ay Yüzlü Güzelin, genç ümmeti.
 
 
O bir sahâbî!
 
“Anam babam sana feda olsun!” diyecek kadar samîmi.
 
 
O bir sahâbî!
 
Gül kokulu sevgiliye yoldaş, Kâinatın Efendisi’ne tâbî..
 
 
O bir sahâbî!
 
Genç yaşta mü’min, îmanda kemâl sahibi.
 
 
O bir sahâbî!
 
Her dem nefsine karşı, savaşın yılmaz mücâhidi.
 
 Öyle bir savaş ki; düşman amansız, mücâhede çetin, mücadele hummalı idi.
 
 Bir gün bir ihtiyacı için Allah’ın Sevgilisi (S.A.V.) onu çarşıya göndermişti. Kalbinde Allah Rasûlü’ne
(S.A.V.)
hizmet etmenin sevinci, kutlu Medine sokaklarında adım adım ilerledi. Tam Ensar’dan bir zatın kapısı önünden geçiyordu ki; Ensar’dan bir hanımı banyo halinde görüverdi. Ne var ki gözlerini hemencecik geri çeviremedi. Ona bakmıştı… Bu bakış içine büyük bir korku salmıştı. Bu korku ile koşarak hızla oradan uzaklaştı.
 
 
– Ne yaparım şimdi ben? dedi kendi kendine. Ne yaparım? Ya Allah (c.c.), Rasulü’ne (S.A.V.)
vahiyle bildirilirse? Nasıl bakarım Efendi (s.a.v)’min aydan aydınlık yüzüne?
 

 Karmakarışık duygularla koştu Sa’lebe (r.a.)… Nereye gittiğini bilmeden koştu… Koştu… Koştu…
 
 
Sığındı Mekke ile Medine arasında bir dağın kuytu yerine. Korku, dehşet ve şaşkınlık içindeydi Sa’lebe…
 

 Bir nazarla yıkılmıştı… Bir nazardı O (r.a.)’nu vuran yerden yere… Uygunsuz bir bakış sadece… Günler birbirini kovaladı. Sa’lebe tam kırk gün dağlarda konakladı. Onca genişliğine rağmen yeryüzü çok ama çok dardı. Geceyi bölen feryadı dağlarda yankılandı:
 
 
“Keşke rûhumu ruhlar içinde, cesedimi cesetler içinde kaybettirseydin de hüküm vermek için beni ortada bırakmasaydın.”
 
 Geceler tâ subh olunca inletir bu dert beni.
 Derdimin içinde dermânımdır Allah Hû diyen.
 
 
Sabahlara kadar inleten bir derde mübtelâydı Sa’lebe. Sığınacak bir tek sığınak; hâlini arz edecek bir tek Cenâb-ı Hakk (c.c.) vardı.
 
 Bu âni gidiş birden yok oluş Kâinâtın Efendisi’ni
(S.A.V.) endişeye sevk etti. Çünkü O (S.A.V.) ümmetine karşı son derece müşfikti. Kırk gün boyunca Sa’lebe (r.a.)’yi arattı. Bu âni kayboluş yüreğini kanattı. Hâlinden şikâyet eden kadına cevap veren yüce kudret, Sa’lebe’ye de rahmet nazarıyla baktı. Cebrâil (a.s)’i göndererek Rasûlün’ü (S.A.V.) rahatlattı. Cebrâil:
 
 
– Yâ Muhammed (S.A.V.)! Rabbin (c.c.) sana selam ediyor ve diyor ki; “Ümmetinden bir adam şu dağın içinde bana sığınıyor.” dedi.

 
 Vahyin aydınlığında handân eyle yâr beni
 Hükmün ile dîdâr-ı cemîline sar beni
 Mecnûn ürpertisiyle tevbe eşiğindeyim
 Âyetin de lütfundur; incitmez nazar beni
 Madem utanıyorum kem yüzümle gelmeye
 Secde ile tenimden yıkasa sular beni.
 
 
Hz. Ömer ile Selman (r.a) düştüler yola. Mekke ile Medine arasında, mekik dokudular adeta. Bir çobana rastladılar uzun bir arayıştan sonra.
 
 – Bir genç arıyoruz günlerdir kayıp bir genç. Rastladın mı hiç bu dağda, bayırda ya da bu civarda böyle bir civana?
 
 – Sanırım siz şu Cehennem’den Kaçan Adam’ı arıyorsunuz? dedi çoban gülümseyerek. Ve devam etti; O her gece yarısı ellerini başına koyar, dağa doğru koşar;
“Keşke ruhumu ruhlar içinde, cesedimi cesetler içinde kaybettirseydin de hüküm vermek için beni ortada bırakmasaydın.” diye bağırır .
 
 Gece yarısına kadar bekledi Hz. Ömer ile Hz. Selman.. Doğru tahmin etmişti çoban. Bu genç Sa’lebe’den başkası değildi. Ömer Sa’lebe’yi görünce sevinçle koştu O’nu kucakladı, bağrına bastı. Genç, yaşlı gözlerle titreyerek Ömer’e baktı:
 
 
– Yâ Ömer! Rasulullah (S.A.V.) günahımı biliyor mu?
diye sordu.
 
 
– Bilmiyorum, dedi Ömer. Bilmiyorum. Ancak dün yine seni andı ve bulup huzuruna getirmemiz için bizi sana yolladı.

 
 Genç çaresiz bu emre uyarak Medine’ye doğru yol aldı. Yine de içinde yenemediği bir korku, ifadesi zor bir mahcubiyyet vardı.
 
 
– Ya Ömer! Ne olur! Ne olur beni huzura birden çıkarmayın. Rasulullah (S.A.V.) namazda iken huzuruna varmak istiyorum, dedi. Kabul ettiler kutlu sahabeler Sa’lebe’nin bu isteğini.
 
 Sa’lebe henüz Mescid’e girmişti ki;
Allah Rasûlü’nün (S.A.V.) o lâtif sesini, kıraatini işitti. O (S.A.V.)’nun sesini işitmesiyle kendinden geçti. Bayıldı düştü yere. Rasûl-i Ekrem (S.A.V.) selam verince onları gördü ve sordu:

 
 
– Ya Ömer! Ya Selman! Sa’lebe’ye ne oldu?
 
 
– Ya Rasûlallah (S.A.V.) sesinizi işitince bayıldı, dediler.
 
 – Sana günahları ve hataları yok eden bir âyet bildireyim mi? Kafasını salladı Sa’lebe ” evet” anlamında.”
 
 
Kâinatın Efendisi (S.A.V.) Kalktı Onu hareket ettirdi, ayılttı ve sordu:
 
 – Neden kaçtın bizden Ya Sa’lebe?
 
 – Günahım yüzünden Ya Rasûlallah
(S.A.V.)! dedi Sa’lebe.
 
 – Sana günahları ve hataları yok eden bir âyet bildireyim mi?Kafasını salladı Sa’lebe ” evet” anlamında.
 
 
“Deki; Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi ve güzeli ahirette de iyiyi ve güzeli ver. Bizi ateşin azabından koru.”
(Bakara 202).
 
 – Günahım Ya Rasûlallah
(S.A.V.)
daha büyük!
 
 
– Bilakis Allah’ın (c.c.) kelamı daha büyüktür! buyurdu Allah Rasûlü (S.A.V.). Sonra evine dönmesini emretti Ona. Döndü Sa’lebe dönmesine, ancak bir türlü kendine gelemedi. Üzüntüden hastalandı, yatağa düştü vücudu kaskatı kesildi. Bir hafta sonra kutlu sahabi Selman Peygamber (S.A.V.)’in huzuruna geldi.

 
 – Ya Rasûlallah (S.A.V.)! Sa’lebe’den haberiniz var mı? Muhakkak o günahından ötürü hasta, harab ve bitab düştü dedi. Selman’ın bu sözü üzerine hemen ayağa kalktı Rasulullah (S.A.V.):
“Kalkınız birlikte yanına gidelim!” buyurdu.
 
 Gittiler yanına. Sa’lebe çok bitkin ve tanınmayacak haldeydi.
Rasulullah (S.A.V.) Onun başını kaldırarak mübarek kucağına koydu. Ancak Sa’lebe ani bir hareketle başını O (S.A.V.)’nun kucağından kaçırdı. Rasulullah (S.A.V.)
sordu:
 
 
– Başını kucağımdan niçin kaçırdın?

 
 – Çünkü o, günahlarla doludur, dedi Sa’lebe.
 
 
– Şikayetin nedir?
 
 – Günahlarım, Ey Allah’ın Rasûlü
(S.A.V.)! Kemiğimin etimin ve derimin arasında karınca yürümesi gibi dolaştığını hissediyorum.
 
 
– Neyi arzuluyorsun?

 
 – Rabbimin mağfiretini.
 
 O sırada Cebrail(a.s.) geldi ve vahyetti:
 
 – Ya Muhammed
(S.A.V.)! Rabbin (c.c.) sana selam ediyor ve diyor ki: “Eğer bu kulum gerçekten yer dolusu günahla bana gelse ben de O’nu yer dolusu mağfiretle karşılarım.”
 
 
Nebiyy-i Ekrem (S.A.V.) bunu Sa’lebe’ye bildirince, Sa’lebe bir çığlık attı ve ruhunu Hakk’a teslim etti. Rasulullah (S.A.V.) O’nun yıkanarak kefenlenmesini emretti. Namazını kıldırdığı zaman da, parmak uçlarına basarak yürüdüğü görüldü. Defin işleri tamamlandığında ashab-ı kiram sordular:
 
 
– Ya Rasulallah (S.A.V.)! Seni namaz esnasında parmak uçlarına basarak yürürken gördük. Sebebi nedir.
Buyurdular ki:
 
 
“Beni, hak ile nebi olarak gönderene yemin ederim ki, Sa’lebe’yi tezyin etmek için meleklerden inenlerin çokluğu sebebiyle ayağımı basacak yer bulamadım.”

 
 Melekler’in tezyîn ve tekfîn ettiği,
 
 
“Cehennem’den Kaçan Adam” Rabbi’nin (c.c.) mağfiretine ermişti.
 
 Ne mutlu Cehennem’den kaçabilenlere…!!
 
 
Ne mutlu Sa’lebe’ye…!!

~ tarafından islamcokguzel Ağustos 29, 2007.

Bir Yanıt to “Cehennem’den Kaçan Adam”

  1. Selamunaleyküm…
    Amiiiinn Ecmain insallah!!! Allah Sonsuz razi olsun !!Cok güzel ve örnek alinicak bir hikayedir insallah hepimiz “Salebe” gibi Cehennemden kacabilmeyi Allahin yardimiyla basarabiliriz..

    ..bir gün Allah Resulu sav. buyurdular:…

    – Allahin c.c yeryüzünde gezici melekleri vardir. Allahi ZIKR eden bir topluluk gördülermi birbirlerini cagirirlar! Toplanirlar.Onlari ziyaret ederler. Sonra Göke giderler.Allah onlara sorar:

    – Kullarimi ne islerlerken biraktiniz?
    Onlar cevab verir:
    – Sana hamdeder, seni tesbih ve tenzih ederlerken biraktik.
    Allah c.c sorar:
    – Beni görmüslermi?
    Melekler cevap verir:
    – Hayir!
    Allah sorar:
    – Görselerdi, nasil olurdu?
    Melekler cevap verir:
    – Seni görselerdi, daha siddetle hamd ederler, tesbih ve tenzihte bulunurlardi!
    Allah sorar:
    – Hangi seyden bana siginirlardi?
    Onlar cevap verir:
    – ATESTEN!
    Allah c.c sorar:
    – Onu ( cehennemi) gördüler mi?
    Melekler cevap verir:
    – Hayir!
    Allah sorar:
    – Görselerdi nasil olurdu?
    Onlar cevap verir:
    – Kötü huylardan daha cok sakinirlardi!
    Allah sorar:
    – Ne istiyorlar?
    Onlar:
    – CENNET!
    Allah sorar:
    – Onu gördülermi?
    Onlar:
    – Hayir!
    Allah sorar:
    – Görselerdi nasil olurdu?
    Melekler:
    – Görselerdi, daha cok güzel huylu olurlar ve daha cok güzel ameller islerlerdi!!
    Allah buyurur:
    – Sizi sahid tutuyorum, onlari AFFETTIM!
    Melekler der ki:
    – Onlarin icinde birisi vardi. Bir hacet icin gelmisti.Maksadi onlarla beraber ZIKR etmek degildi!
    Allah buyurur:
    – Onlar bir arada bir topluluktur.Iclerinden bir ferd afvdan haric tutulamaz!

    Efendimiz Sav. buyurdular:
    – Benim ve benden önceki peygamberlerin söyledigi en faziletli söz ” ALLAHDAN BASKA ILAH YOKTUR,BIRDIR,ORTAGI YOKTUR!” sözüdür..
    – Kim ki her gün yüz defa bu sözü derse, on köle azad etmisce sevap alir. Ayrica amel defterine yüz sevap yazilir, yüz günahi affedilir ve o gün aksama kadar seytanin serrinden emin olur. Ona, ancak bundan daha faziletli amel islemis olan gelir.
    – Hicbir kimse yokturki güzelce bir abdest alsin, sonra basini göge kaldirarak ” sehadet ederim, Allahtan baska ilah yoktur, tekdir, ortagi yoktur.Sehadet ederim, Muhammed aleyhisselam Onun c.c kulu ve Resuludur!” dersin de onun icin dilediginden gireilecek sekilde CENNET KAPILARI ACILMASIN!

    Dilerimki Yüce Allahden cümlemiz icin hem bu dünyada hem ahiret hayatimizda iyilik verir ve bizleri cehennem azabindan korur insAllah!!Amin…

    hakkinizi helal eydin..

    Sevgi, saygi ve dualarimla… selametle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: